Liposarkom nedir? Liposarkom, yağ dokusundan kaynaklanan nadir bir yumuşak doku sarkomudur ve yetişkinlerde en sık görülen malign neoplazmlardan biridir. Bu tümör, adipositlerin anormal proliferasyonu sonucu oluşur ve vücudun herhangi bir bölgesinde gelişebilir, ancak ekstremiteler ve retroperitoneal alan en yaygın lokalizasyonlardır. Genellikle yavaş büyüyen, ağrısız kitleler olarak kendini gösterir ve erken evrede belirti vermeyebilir. Tanı ve tedavi, multidisipliner bir yaklaşım gerektirir, çünkü prognoz histolojik alt tipe göre büyük ölçüde değişir.
Liposarkom nedir? Bu kanser türü, yumuşak doku sarkomlarının yaklaşık yüzde 15-25’ini oluşturur ve 40-60 yaş arası bireylerde daha yaygındır. Genetik mutasyonlar, özellikle 12q13-15 kromozomal bölgesindeki amplifikasyonlar, oluşumunda rol oynar. Tümör, benign lipomlardan histopatolojik olarak ayrılır ve immünohistokimyasal belirteçler gibi MDM2 ve CDK4 pozitifliği tanıyı destekler. Erken teşhis, cerrahi başarıyı artırır ve metastaz riskini azaltır.
Liposarkom nedir? Liposarkomun histolojik sınıflandırması, Dünya Sağlık Örgütü kriterlerine göre beş ana alt tipe ayrılır: iyi diferansiye, dediferansiye, miksoid, pleomorfik ve yuvarlak hücreli. İyi diferansiye tip, en yaygın olanıdır ve lokal agresiflik gösterirken uzak metastaz nadirdir. Dediferansiye form ise daha agresif olup, prognozu kötüleştirir. Bu alt tipler, tedavi stratejilerini doğrudan etkiler ve biyopsi ile kesinleştirilir.
Liposarkom nedir? Klinik olarak, liposarkom genellikle asemptomatik bir kitle olarak fark edilir, ancak büyüdükçe komşu yapılara baskı yaparak ağrı, şişkinlik veya fonksiyonel kayıplara yol açar. Retroperitoneal lokalizasyonda abdominal şişkinlik ve sindirim şikayetleri ön plandadır. Ekstremitelerde ise hareket kısıtlılığı görülebilir. Risk faktörleri arasında radyasyon maruziyeti ve genetik yatkınlık yer alır, ancak tam etiyolojisi multifaktöriyedir.
Liposarkomun iyi diferansiye tipi, lipom benzeri bir yapı sergiler ve subkutan dokularda nadir olsa da gluteal veya uyluk bölgesinde dev boyutlara ulaşabilir. Bu tip, lokal rekürrens eğilimi gösterir ancak metastaz oranı düşüktür. Histopatolojide, olgun adipositler yanında fokal atipi ve fibroz septalar dikkat çeker. Tedavide, tam eksizyon temel yaklaşımdır ve adjuvan terapi genellikle gereksizdir.
Dediferansiye liposarkom, iyi diferansiye formun malign dönüşümü sonucu ortaya çıkar ve retroperitoneal alanda sık görülür. Bu varyant, heterojen yapı gösterir ve nekroz alanları içerebilir. Prognoz, cerrahi rezeksiyonun kalitesine bağlıdır; incompleks rezeksiyonlarda lokal nüks oranı yüksektir. Genetik olarak, MDM2 amplifikasyonu tanıyı doğrular.
Miksoid liposarkom, özellikle alt ekstremitelerde lokalize olur ve genç yetişkinlerde daha yaygındır. Mukoid matriks ve lipoblastlar histolojik hallmark’udur. Bu tip, kemoterapiye duyarlıdır ve FUS-DDIT3 füzyon geni ile ilişkilidir. Metastaz genellikle akciğerlere yayılır ve erken müdahale sağkalımı iyileştirir.
Pleomorfik liposarkom, en agresif alt tiptir ve yaşlı bireylerde ekstremitelerde görülür. Yüksek mitotik aktivite ve pleomorfik hücreler tanıyı tanımlar. Uzak metastaz riski yüksektir ve multimodal tedavi gerektirir. Prognoz, diğer tiplere göre daha kötüdür ve 5 yıllık sağkalım oranı düşüktür.
Yuvarlak hücreli liposarkom, miksoid tipin agresif bir varyantıdır ve hızlı büyüme gösterir. Histopatolojide, yuvarlak hücre proliferasyonu baskındır. Bu tip, miksoid formdan ayrılır ve kemoterapi yanıtı daha iyidir. Nadir olsa da, genç popülasyonda fatal seyredebilir.
Liposarkomun klinik prezentasyonu, lokalizasyona göre değişir; ekstremitelerde yumuşak, yavaş büyüyen kitle ön plandadır. Retroperitoneal formlarda ise nonspecific abdominal semptomlar gecikmiş tanıya yol açar. Testiküler lokalizasyon nadir olup, skrotal şişlik ile kendini gösterir. Aile öyküsü veya kriptorşidizm gibi faktörler riski artırabilir.
Tanıda, manyetik rezonans görüntüleme primer yöntemdir ve yağ içeren kitleyi karakterize eder. Bilgisayarlı tomografi, evreleme için vazgeçilmezdir ve akciğer metastazını tarar. Biyopsi, insizyonel veya çekirdek iğne ile yapılır ve histopatolojik inceleme zorunludur. İmmünohistokimya, S100 ve CDK4 ile desteklenir.
Görüntülemede, liposarkom hipodens bir kitle olarak görünür ve internal septasyonlar şüphe uyandırır. Pozitron emisyon tomografisi, metabolik aktiviteyi değerlendirir. Laboratuvar testleri genellikle normaldir, ancak enflamasyon belirteçleri yükselebilir. Multidisipliner ekip, tanıyı doğrular.
Tedavide, cerrahi rezeksiyon altın standarttır ve negatif marginler hedeflenir. Geniş lokal eksizyon, fonksiyonu korurken tümörü çıkarır. Amputasyon, nadir durumlarda gerekebilir. Rekonstrüksiyon, flep teknikleri ile yapılır.
Radyoterapi, adjuvan olarak lokal kontrolü artırır ve incompleks rezeksiyonlarda önerilir. Doz, 50-60 Gy arasındadır ve intraoperatif teknikler toksisiteyi azaltır. Liposarkom, radyosensitif bir tümördür ancak düşük gradeli tiplerde tartışmalıdır. Neoadjuvan kullanım, tümörü küçültür.
Kemoterapi, miksoid ve yuvarlak hücreli tiplerde etkilidir; doksorubisin ve ifosfamid kombinasyonu standarttır. Hedefe yönelik tedaviler, MDM2 inhibitörleri ile umut vericidir. Metabolik hedefleme, glikoliz inhibitörleri ile araştırılmaktadır. İleri evrede, paliyatif bakım ön plandadır.
Prognoz, histolojik tip ve evreye bağlıdır; iyi diferansiye formda 5 yıllık sağkalım yüzde 80-90’dır. Dediferansiye tipte ise yüzde 50’nin altındadır. Lokal rekürrens, retroperitoneal vakalarda yüzde 90’a ulaşır. Erken tanı, sağkalımı dramatik artırır.
Vaka örneklerinde, gluteal bölgede dev atipik lipom, genç hastalarda nadir görülür ve cerrahi sonrası iyi iyileşme sağlar. Testiküler sklerozan varyant, rekürrens riski taşır ancak radikal orşiektomi ile kontrol altına alınır. Retroperitoneal dev kitleler, multiorgan rezeksiyon gerektirir ve adjuvan tedavi gerektirmeyebilir.
Lenf nodu yayılımı, liposarkomda son derece nadir olup, kötü prognoza işaret eder. Bu durum, dediferansiye tiplerde daha sık görülür. Sistemik inceleme, erken metastazı yakalar. Takip, görüntüleme ile her 3-6 ayda yapılır.
Metabolik karakterizasyon, liposarkomda glikolitik aktiviteyi gösterir ve yeni terapötik hedefler sunar. NMR spektroskopisi, laktat artışı ve glukoz azalmasını doğrular. Glutamin metabolizması inhibisyonu, gelecekteki tedavilerde rol oynayabilir. Kişiselleştirilmiş tıp, prognozu iyileştirecektir.
Sonuç olarak, liposarkom multidisipliner yönetimle başarılı bir şekilde tedavi edilebilir. Hasta eğitimi ve düzenli takip, rekürrensleri önler. Araştırmalar, genetik ve metabolik hedefleri odaklar. Erken farkındalık, mortaliteyi azaltır.
